Gayb

   
         Gayb, gizli olan manasında kullanıldığı gibi, Gayb; Allah'ın, kainatın işleyişi için, bilinemez ilmini, sırlarını, bu yaşam için yaratmış olduğu, gerekli sistem üzere işleyiş için kullandığı, tüm olası kesişimlerinde gözetlendiği, bu kesişimler üzerinden, Allah'ın sonsuz ilmiyle kestirebildiği tüm olası geleceklere, dilediği yönü verebilmesi için gerekli etkilerin, gerek Allah'ın kendisinin, gerek görevli Melekler ve Hızır(a.s.) aracılığıyla, Allah'ın emriyle yapıldığı, bizlerin algılayamayacağı, lakin Allah'ın bildirdiği kadar, gayb dahilinde gerçekleşmiş olan olayların bilgisini, Melekler vasıtasıyla Peygamberlere, onlar vasıtasıyla da bizlere aktardığı, yine dilediği kullarını müstesna kılarak, kendilerine Gaybi ilimlerden bahşedip rahmet verdiği (Hızır a.s. bunlardan biridir) yer, mekan olarak belirteçleyemeyeceğimiz olandır, Gayb.

        Gayb'ı, Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği, çeşitli ayetlerle aktarılmıştır, fakat bu anlatımda,  Gayb'ın anahtarları dahil, bütününden bahsedilmek istenmiştir.

        De ki: Göklerde ve yerde, Allah´tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. Neml 65

        Gaybın anahtarları Allah´ın yanındadır; onları O´ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O´nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. Enam 59



        Allah'ın, Gayb haberlerini Peygamberlere aktarması konusundaki ayetlerde, genelde yanlış anlaşılan bir husus, bu haberlerin geleceğe yönelik olduğu konusundadır. Buna örnek olarak ilk, Allah'ın, Hz. Muhammed(s.a.v.)'e, Gayb haberlerini bildirdiği ayetleri, kendinden önceki ayetler ile incelediğimizde, bu haberlerin, geçmişte, Gayb içerisinde gizli kalacak şekilde yaşanmış olan olaylar olduğunu, açıkca görmekteyiz. Fakat Al-i imran 179'da, haberler dışında da Alah'ın, Gayb'ı, Elçilerine, dilediği kadarıyla bildirebileceğini de bildirmektedir. Yani, Gayb'ın tümünü değil, Gayb'a dahil olan ilimlerden  bahşedeceği yada gayba dahil olmuş olaylardan bahsetmesi yönündedir. Burada öncelikle ayırt edilmesi gereken husus budur.
 

        Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti. Al-i imran 42

       Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (O´nun huzurunda) eğilenlerle beraber sende eğil.  Al-i İmran 43

       (Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem´i himayesine alacak diye kur´a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.  Al-i İmran 44

        Hz. Yusuf; Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat!» Yusuf 101

       (Ey Muhammed);  İşte bu (Yusuf kıssası) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin).

        De ki: Ben size, Allah´ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? Enam 50

        Al-i İmran 179 : Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah´a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır.

   
         Cinlerin ise Gayb'ı bilemeyeceği, Sebe 14'te açıkça bildirilmiştir.

         Süleyman´ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı. Sebe 14

        Cinlerin Gaybı daha önceden bildiği, fakat sonra bilmediği konusuna, bir ayetin, kimilerince yanlış yorumlanması sebebiyet vermiştir. Hatta, yine bazı kişilerce gayb haberlerininde, geleceğe yönelik haberler niteliğinde, yanlış yorumlanması sonucu, cinlerin, geleceği biliyor olmasına kadar saptırılmıştır. Önce ayeti inceleyelim,

       Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor. Cin 9


bu konuyu bir örnekle kolaylaştıralım; Bir spor federasyonu, iki farklı takımın maçının hangi tarihte olacağını bildirirse, bu gelecek haberi olur. Fakat maçın oynandığını ve sonuçlarının bildirirse, yaşanmış bir olayın haberi olur.

        Eğer cinler yaşanacak olayların haberini bilirlerse, hadsizce ters etki etmek isteyeceklerdi. Daha sonralarda, olan haberleride dinleyemiyor olmaları da olan olaylar üzerinden, yine hadsizce, ters etki etmek isteyeceklerindendi. Diyebilirsiniz ki, "olan olayların üzerindende ters etki etmek isteyeceklerse, neden daha öncesinden, olan olayların haberleri dinletiliyordu?" Çünkü öncesinde dinletilen haberler, Gayb'ın, onlardan gizlenilecek gerekliliği niteliğinde olmayan  haberleriydi. Yani ayetin, 'haber' olmayan yalınlığında olmasının, dinletilen şeyin, Gaybi gizlilik niteliğinde olmaması sebebiyle idi. Sonrasında dinlemelerinin engellenmesi ise, cinler aleminde de imanını kaybedecek kullar olabileceği için, haliyle şeytan yada iman eden cinler arasında ayrım yapılmadan, ve tabi o vakitten sonra tüm konuşulanların, cinler tarafından tamamen duyulmaması gerekliliği sebebiyledir.




         Hz. Yusuf'un Gayb'ı bildiği, yine tek bir ayet ele alınarak ve yanlış yorumlanarak, kimilerince saptırılmıştır. Oysa ki Hz. Yusuf'un, bu ayette gaybı değil, fakat yine gayba dahil olan rüya tabiri ilmi ile, olası geleceği kestirebildiği yönünde açıklama yapmış olduğu, kesindir.

        Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Onlardan biri dedi ki: Ben (rüyada) şarap sıktığımı gördüm. Diğeri de: Ben de başımın üstünde kuşların yemekte olduğu bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bunun yorumunu bize haber ver. Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz, dedi. Yusuf 36

        (Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah´a inanmayan bir kavmin dininden uzaklaştım. Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir. Yusuf 37
     
   
   
     
   


       


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder